Mevlevîlikle İlgili Sorulanlar

Mevlevî Sema’ının kökeni nedir ve ilk kez ne zaman uygulanmıştır?

İlk semâın Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) huzurunda olduğuna dâir bazı bilgilere rastlıyoruz. Allah’ın en sevdiği huylardan biri sadâkattir. Ashâb-ı Kirâm’ın hemen hepsi büyük ahlâk sâhibi idiler. Ancak, Sıddık-ı Ekber’deki sadâkat güçlüdür. Hepsi hayâ sahibi idiler, ancak Osman Zinnûrey’in hayâsı başka. Hepsi ilim sahibi idiler ancak Ali el-Murtazâ’nın ilmî başka. Hepsi âdildiler ama Ömerü-l Farûk’un adli başka. İşte bunun gibi Hz. Ebû Bekir’in de cömertliği başka idi.

Bir gazâ hazırlığı sırasında Efendimiz (s.a.v) münâdî çıkarttı. “Filânca iş için hazırlık yapılacak, maddi imkânı olanlar versinler.” Toplandı bağışlar. Fakat bir iki gün Hz. Ebû Bekir ortada görünmedi. Yok meydanda. O sırada Cebrâil (as) Huzûr-i Peygamberî’ye geldi, insan sûretinde göründü Efendimiz’e. Belinden aşağıya bir yarım peştemal örtmüştü. Belinin aşağısında, sağ tarafında da hurma dalı vardı. Efendimiz, Hz. Cebrâil’e “Kardeşim!” diye hitâb ederlerdi. Hz. Cebrâil de O’na “Yâ Resûlallah!” diye hitâb ederlerdi.

“Kardeşim, bu ne hâl, şimdiye kadar ben seni hiç bu kıyâfette görmemiştim.” Cebrâ (as) cevab arz etti Efendimiz’e: “Allah Teâlâ Hazretleri semâda emretti, bütün melekler bu kıyâfete büründüler. Yarısı peştemal yarısı hurma dalı.”

“Pekiyi sen sebebini biliyor musun kardeşim?” diye sordu Efendimiz (s.a.v). “Biliyorum.” Dedi Cebrâil (as) “Allah bana ayân etti.”

“Siz ya Resûllah, dün bir yardım toplamıştınız. Ebû Bekir arkadaşınız o kadar çok verdi ki, üstüne örtecek ancak bir peştemal ve kenarında da o örtüyü tamamlayacak bir hurma dalı kaldı. Allah (c.c) Ebû Bekir kulunun hâlinden öyle memnun oldu ki, meleklere böyle giyinmelerini emretti.”

Efendimiz (s.a.v) “Ebû Bekir’i çağırın!” buyurdu. Hz. Ebû Bekir dâvete biraz geç icâbet etti. Ama tabii emr-i peygamberî olunca geldi Huzûr-i Peygamberî’ye. Cebrâil (as) aynı kıyâfetle bir daha geldi ve “Allah (c.c) buyurdu ki: ‘Ebû Bekir kuluma benden selâm götür. Ben ondan râzıyım. O benden râzı mı?’ diye soruyor.” dedi ve Efendimiz bu hâli Hz. Ebû Bekir’e anlatınca, Hz. Ebû Bekir yerinden kalktı, ellerini havaya açtı “Ene râzî, ene râzî…” (Râzıyım ben, râzıyım ben) diye dönmeye başladı. İşte ilk sema budur. Hz. Mevlâna, Hz. Ebû Bekir sülâlesindendir. Belh’li Hüseyin Hatîbîoğlu sülâlesinin evveli Cenâb-ı Ebû Bekir’dir.

Kaynak: Ömer Tuğrul İnançer Sohbetler sahife 147-148

-
25