Segah Mevlevî Ayin-i Şerifi

Haz. Dr. Yakup Şafak

BİRİNCİ SELÂM

1. Ey âşık-ı rûy-i tü hezârân âşık

Rû kerde be sûy-i tü hezârân âşık

 

Tenhâ ne menem âşık-ı rûy-i tü ki hest

Der her ser-i mûy-i tü hezârân âşık

Ey yüzüne binlercesinin âşık olduğu (sevgili)! Binlerce âşık sana yönelmiş. Yüzüne aşık olan sadece ben değilim; saçının her telinde binlerce âşık (var).

2. Ey sôfi-i ehl-i safâ ez can bi-gû Allâh hû

V’ey âşık-ı aşk u vefâ ez can bi-gû Allâh hû

 

Hâhî ki cümle can şevî tâ lâyık-ı cânân şevî

Tü her çi hâhî an şevî ez can bi-gû Allâh hû

 

Dünyâ rehâ kün din bi-cû dest ez heme âlem bi-şû

Ne an bi-gû ne in bi-gû ez can bi-gû Allâh hû

Ey safâ ehlinin sûfîsi, ey aşka ve vefâya âşık olan! Can u gönülden Allah Hû de. Tamamen can kesilip sevgiliye layık olmak, her istediğine erişmek istersen can u gönülden Allah Hû de. Dünyayı bırak, dini ara; âlemden elini çek; ne onu de, ne bunu de; can u gönülden Allah Hû de.

3. Men bende-i sultânem sultân-ı cihânbânem

Z’an dem ki ruhaş dîdem şûrîde vü hayrânem

 

Men ô şüdem ô men şüd ez cân ü dilem ten şüd

Peyveste çirâ bâşed in nâle vü efgânem

Ben sultanın, dünya sultanının kuluyum. Onun yüzünü gördüğümden beri şaşkınım, hayranım. Ben o oldum, o da ben. Candan, gönülden bedenim gitti; bu feryad,  figan niçin  çıkıp duruyor?

4. Ey zi hicrân ü firâket âsüman big’rîste

Dil meyân-i hun nişeste akl u cân big’rîste

 

Cebraîl u kudsiyan râ bâl u perhâ sûhte

Enbiyâ vü evliyâ râ dîdegan big’rîste

 

Ey dirîğâ ey dirîğâ ey dirîğâ ey dirîğ

Ber çünan çeşm-i ayan çeşm-i güman big’rîste

Ey ayrılığıyla yeryüzünü de, gökyüzünü de ağlatan (sevgili)! Gönül, kanlar içinde oturakalmış, akılla can, ağlamaya koyulmuş. Cebrail’le meleklerin kanatları  yandı; peygamberlerin gözleri de yaşlar döküyor, erenlerin gözleri de. Ah yazık, eyvah yazık, yazıklar olsun, yazık; öyle bir can gözüne baş gözü, ağlamaya koyulmuş.

İKİNCİ SELÂM

1. Ey âşıkân ey âşıkân ez âlem-i cân âmedem

Ser der fiken can der taleb cûyâ-yı cânân âmedem

 

Ey mutribâna ey mutriban savt ez nevâ âverdeem

Çün andelîb ez şevk-i gül her dem gazelhân âmedem

Ey aşıklar, ey aşıklar, can aleminden geldim. Başım önde, gönül heveste; sevgiliyi  aramaya geldim. Ey mutribler, ey mutribler, Sesim, nevâ makamından çıkıyor. Gülün şevkiyle bülbül gibi hep gazel okuyarak geldim.

2. Dûş ber dergâh-i izzet kûs-i sultânî zedem

Hayme ber bâlâ-yi dârü’l-mülk-i rabbânî zedem

Dün gece yüce dergâhta padişahlık davulunu çaldım. İlahî pâyitahtın üzerinde çadır kurdum.

ÜÇÜNCÜ SELÂM

1. Hû zenem ber kudsiyan her şeb zi dil hû hû zenem

Ber cemâl-i Hak heme yâhû ve yâ men hû zenem

 

Dil çü cây-i Hak büved Hak bâ menest ü men be Hak

Hak be Hak vâsıl şüde ber hîşten hû hû zenem

Her gece meleklere gönülden hû hû derim. Hakk’ın cemâline hep hû, yâ hû derim. Gönül Hakk’ın yeri olunca Hak benimledir, ben Hakk ile. Hak Hakk’a kavuşunca, kendime hû hû derim.

2. Dilâ nezd-i kesî bin’şin ki ô ez dil haber dâred

Be zîr-i an dirahtî rev ki ô gülhâ-yi ter dâred

 

Bi-nâl ey bülbül-i destan ki zîrâ nâle-i mestân

Meyân-i sahra vü hârâ eser dâred eser dâred

Ey gönül, gönülden haberi olanla otur; terü taze çiçekleri olan ağacın altına git.  Feryat et, ey destanlar okuyan bülbül; çünkü sarhoşların feryatlan kayalara, mermerlere bile etki eder.

3. Ey ki hezâr âferin bu nice sultân olur

Kulu olan kişiler hüsrev ü hâkân olur

 

Her ki bugün Veled’e inanuben yüz süre

Yoksul ise bay olur bay ise sultân olur

Binlerce tebrikler! Bu nasıl bir sultandır ki hizmetçisi olanlar, padişah olur. Bugün her kim (Sultan) Veled’e inanıp yüz sürerse, fakir ise bey olur, bey ise sultan olur.

4. Ey aşk-ı tü big’rîfte serâpâ-yi dilem

V’ey vasl-ı ruhat geşte temennâ-yı dilem

 

Ger dâd-ı dil-i sûhte-i men ne-dihî

Ey vây dilem vây dilem vây dilem

Ey aşkı, baştan ayağa gönlümü kaplayan! Gönlümün arzusu, senin yüzünü görmektir. Benim yanık gönlümün hakkını vermezsen vah gönlüme! Vah gönlüme! Vah gönlüme!

5. Ey geşte fedâ-yi tü serâpâ-yı dilem

Şüd zülf-i çü hindû-yi tü me’vâ-yı dilem

 

Ger hindu-yi zulf-i tü dilem vâ ne-dihed

Ey vây dilem vây dilem vây dilem

Ey baştan ayağa gönlümün fedâ olduğu (güzel)! Simsiyah saçların gönlümün barınağı oldu. Siyah saçlarında gönlüme yer vermezsen vah gönlüme! Vah gönlüme! Vah gönlüme!

6. Her âh ki ez derd-i dilem mî şinevî

Ez âh-i dilem gerd-i gilem mî şinevî

 

Ger gûş be hâl-i dil-i men bâz künî

Dâim zi dilem dilem dilem mî şinevî

Gönlümün derdinden  işittiğin her âhtan toprağımın tozunun (sesini)  duyarsın. Şayet gönlümün haline kulak verirsen, gönlümden “gönlüm gönlüm!” (iniltisini) dinlersin.

7. Bâ aşk-i tü big’süste per ü bâl-i dilem

N’âmed zi cihan derd nikû fâl-i dilem

 

Ey cân ü dilem bi-pürs ahvâl-i dilem

Hâl-i dil-i kes me-bâd çün hâl-i dilem

Gönlümün kolu, kanadı senin aşkınla kırıldı; dert âleminde gönlüme iyi bir fal çıkmaz. Ey canım, ey gönlüm! Gönlümün hâlini bir sor. Kimsenin gönlünün hali benim gönlümün hali gibi olmasın.

8. Tâ ez ser-i kûy-i tü makâmest me-râ

Der sâgar-ı dîde hun müdâmest me-râ

 

Ez vasl ü firâk-ı tü künûn âzâdem

Ez tü gam-ı aşk-ı tü temâmest me-râ

Senin sokağının başı benim karargâhım olduğundan beri hep kan var göz kadehimde. Şimdi sana kavuşmaktan da ayrı olmaktan da kurtuldum; senden (gelen) aşk elemi, yeterlidir bana.

DÖRDÜNCÜ SELÂM

1. Ey âşıkân ey âşıkân an kes ki bîned rûy-i ô

Şûrîde gerded akl-i ô âşufte gerded hûy-i ô

Ey âşıklar, ey âşıklar! Onun yüzünü görenin aklı karışır, huyu değişir.

-
25