MEVLEVİ MEKTUPLARI

Ali IŞIK

Merhaba gazetesinin haftalık tarih-kültür ilavesi Akademik Sayfalarda ilk kez “M. Necati Elgin Özel Sayısı” vesilesiyle okuyucuya duyurulan ve bilahare dizi yazı olarak okuyucuya sunulan mektupların tamamı doksan üç adettir (Halil Can’ın bazı mektuplarının sonuna eşi Semiha Hanım tarafından yazılan birkaç mektup bu sayının dışındadır). Bu dizi yazı kitaplaştırılırken bayram veya kandil tebriki mahiyetindeki Abdülbâki Gölpınarlı ile Halil Can’a ait mektuplardan bazıları kitaba dâhil edilmemişlerdir. Kitaba dâhil edilen altmış altı mektuptan on dördü Abdülbaki Gölpınarlı’ya, otuz yedisi Halil Can’a, altısı Kemal Edip Kürkçüoğlu’na, beşi Mithat Bahari Beytur’a, ikisi Prof. Dr. Nihad M. Çetin’e, biri Rıfkı Melûl Meriç’e, biri de Münevver Ayaşlı’ya aittir.

Önümüzdeki günlerde basımı yapılacak MEVLEVİ MEKTUPLARI kitabının Halil Can’ın Mektupları bölümünden bazı mektupları, ihtiva ettiği Mevlevİlik ve Konya Mevlâna İhtifallerine dair malumat sebebiyle Asitane dergimizde yayımlıyoruz.

MEKTUPLARIN MUHATABI

MUSTAFA NECATİ ELGİN

1907 yılında Kiğı’da doğdu. Babası Ahmet Tevfik Bey, annesi Munise Hanım’dır. Erzurum’un tanınmış ailelerinden Şiroğlular’a mensuptur. Mustafa Necati, babasının ordudaki görevleri dolayısıyla öğrenimini çeşitli il ve ilçelerde tamamladı.

Babası Ahmet Tevfik Bey’in Sarıkamış’ta şehit olması üzerine beş kardeşi ile birlikte bütün sorumlulukları annesi Munise Hanım’ın omuzlarına bindi. Büyük ağabeyinin de daha genç bir zabit adayı iken, Çanakkale’de şehit olması, Erzurum ve civarındaki Rus-Ermeni saldırıları üzerine aile Tokat’a gelip yerleşti.

1339/1923 yılında Tokat İdadisini bitirdi. Bir süre de Askeri Lisede okudu. Ayrıca Öğretmen Okulu imtihanını vererek öğretmenlik mesleğine intisap etti. İki kardeşi askerİ okullarda okuyarak subay oldu. Ablaları da subaylarla evlendi. Ailede tek sivil olan Mustafa Necati, 1929’da Cumhuriyet’in öğretmen ordusuna katıldı. İlk görev yeri Niksar’dır. Orada, yine bir ordu mensubu olan ve İstiklal Savaşı’nda büyük hizmetleri bulunan Üsteğmen Osman Nuri Özbek’in kızı Semiha Hanım’la evlendi.

Soyadı Kanunu çıkınca “Elgin” soyadını aldı. Niksar’da özellikle folklor araştırmalarına ağırlık verdi. Erzurumlu Emrah ile ilgili bir inceleme hazırladı. Diğer öğretmen arkadaşları ile birlikte Niksar Halkevi dergisi Ülker’i çıkardı. Dergi, ilim ve sanat çevrelerinde büyük ilgi gördü.

Evliliğinden Ahmet Güner, Şahika ve Zuhal adlarında üç çocuğu olan M. Necati, Büyük Erzincan Depremi (26 Aralık 1939) sırasında Reşadiye’nin Bereketli köyünde idi. Depremden sonra Konya’ya nakli yapıldı. Mevlâna Müzesi yanındaki Dumlupınar İlkokulunda göreve başladı.

Aynı zamanda iyi bir hattat olan Necati Elgin, bu sanatını Tokat’ın meşhur hattatlarından Sarı Mehmet Besim Efendi’den öğrendi. Daha ziyade nesih, talik ve rika yazılarında ihtisas sahibiydi. Mevlâna’nın 440 sayfalık Fihi Mâ-Fih’ini Konya Müzesi’ndeki tek nüshadan kopya ederek zamanın belediye başkanı M. Muhlis Koner’e hediye etti.

Arapça ve Farsçayı da Turhallı büyük âlim Hacı Mustafa Efendi’den okuyan Mustafa Necati, şiir ve edebiyatla da ilgilendi.

Merhum, 1940 yılından vefatına kadar, Mevlâna Hazretlerinin manevi dünyasına kendisini adadı, mesleki ve ilmi yöndeki bütün çalışmalarını bu konuya tahsis etti. Öğretmenliğinden kalan boş zamanları Konya Türk Ocağı ve Konya Halkevi’ndeki çalışmalara ayırdı. Halkevi Tiyatrosu’nun bütün oyunlarında rol aldı. O sıralarda Halkevi Kütüphanesi’ni yöneten Veli Sabri Uyar’la çok yakın bir dostluk kurdu.

1950’den itibaren Konya Mevlâna Müzesi’nde görevlendirildi. Yirmi iki yıl süren bu dönemde Dergâh’ta ilmi çalışmalar yapan bütün akademisyenlerin ve araştırmacıların en büyük yardımcısı oldu. Müzedeki kitaplığın tasnif ve tanzimi, Hamuşan’daki mezar taşlarının ve kitabelerin kaydı, Konya ve çevresindeki köy ve kasabalarda bulunan, çıkarılan eserlerin, değerli yazmaların müzeye kazandırılmasında büyük emeği geçti.

1972 yılında emekli olup İstanbul’a yerleşti. O yıl Tünel’de bulunan ve karakol olarak kullanılan Galata Mevlevihanesi’nin ihyası, Divan Edebiyatı Müzesi olarak yeniden kazandırılması programında bakanlık tarafından uzman olarak görevlendirildi. Mevlevihanenin faal dönemine yakın şekilde restorasyonuna nezaret etti. Hamuşan Bölümü’nün Halet Efendi Kütüphanesi’nin, semahanenin tanziminde, Galata Mevlevihanesi’nin demirbaşında bulunan çeşitli yerlere dağılmış değerli eserlerin, Mevlevi yâdigârlarının yerlerine yerleştirilmesi ve envanterinin yapılıp sergilenmesinde yönetici olarak çalıştı. Gerek Halet Efendi Kütüphanesi’ndeki eserlerin, gerek kabristanında yatan, mezar taşları bulunan veya kaybolmuş Mevlevi büyüklerinin tespitini ve kayda geçirilmesini sağladı.

Merhumun, Anıt dergisinin 24. sayısında yayımlanan, “Trabzoni Şeyh Ahmet Dede” başlıklı makalesi, son derece önemli bir makaledir. O, bu makalesinde, Köseç Ahmet Sultan ile Trabzonİ Ahmet Dede’nin aynı şahıslar olduğunu ispat etti. Böylece büyük bir yanlışlığı tashih etti.

Âşık Şem’İ’nin kabrinin bulunmasından sonra, kemiklerini yeniden kefenleyip bugünkü kabrine koyan da odur.

M. Necati Elgin, 27 Nisan 1977 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Zincirlikuyu’daki aile mezarlığında metfundur.

Konya’da çıkan Konya, Anıt gibi önemli dergilerde ve Konya gazetelerinde pek çok makalesi yayımlanan Elgin’in Selim III (İlhami) (Konya, 1959) isimli bir kitabı vardır.

 

1- 5 Ocak 1957 Tarihli Mektup

a:

Bismihi

Esselamü Aleyküm

İstanbul-Galata 5 / Kânunusani / 1957

Ya Hazret:

Bu yılki Şeb-i Arus’tan aldığımız feyiz ve sekr-i manevi elhamdülillah elan berdevam. Bu iltifata nailiyetimize vesile olanlara candan teşekkür eyvallah.

Ankara toplantısı da hamdolsun güzel geçti. Allah sağlık verirse önümüzdeki ihtifali daha canlı, daha ruhani olarak idrak ederiz. Ankara’da, mukabele-i şerif, tafsilatıyla icra edildi. Mesnevihan ve sahib-i destar Mithat Bahari Beyefendi’mizin postta bulunuşu ve usulden olan Mesnevi-i şerif takriri çok parlak oldu. Aynı tarzı, önümüzdeki sene Konya’da icra etmek ne kadar güzel olacak.

Konya’dan avdetimizde komşularımızdan bazılarına, Şeb-i Arus hakkında malumat vermiştim. Bunlar arasında, geçirdiği bir kemik hastalığı hasebiyle malule bir hanımefendi var. İsmi (Münevver) olan bu hanım hakire (200) lira vererek Huzur-ı şahane-i Cenab-ı Pir’de hizmet eden fukara-yı sabırine tevziini rica etti. Bendeniz de bu meblağı senin namına Ziraat Bankası vasıtasıyla gönderdim. Erbabına tevdi size muhavvel. Bu hatuncağızın sıhhat ve afiyeti için, Huzur-ı akdeste edilecek dualar, inşaallah müstecap olur. Bu husustaki lütuflarınızı müş’ir cevabı kendisine okurum. Şu satırları yazıp Ekrem Hakkı Beyefendi’ye gideceğim. Öğle taamını birlikte yapacağız ve bilahare Ahmet Avni Beyefendi’nin kabrini ziyarete gideceğiz. Ziyaretten avdette de ayın ilk cumartesi günü olması hasebiyle mutat toplantıda Mesnevi-i şerif okuyacağız.

Ankara’da iken Tevfik İleri Bey’le müteaddit görüşmeler yaptık. Mesnevi-i şerif şerhinin tabı, müze ittihaz edilmek için heyet-i vekile kararıyla Maarif Vekâletine devredilmiş olan Galata Mevlevihanesi’nin tamiri, Ahmet Avni Beyefendi’nin de Şarih-i azam İsmail Ankaravi Hazretlerinin türbe-i şerifesine naklini not ettirdik. Tevfik Allah’tan.

Konya’da bulunduğumuz beş gün içinde doğru dürüst koklaşamadık. Şeb-i Arus’un tesidi hakkında, eksiklerimizi tamamlayabilmemiz için kıymetli tenkit ve irşatlarını hassaten beklerim.

b:

Mehmet Önder sultanımızın meşgalesi malumum olduğundan bir de benim yazılarımla ziyâ-ı vakit etmemesi düşüncesiyle ona yazmıyorum amma her ikinizi yekvücut bildiğimden maruzatım ikinizedir. (Đki göz bir görür)

Muhterem Dede Efendi’mizin hak-i pa-yi âlîlerine yüzler sürer dualarını niyaz eylerim.

Cemiyet işinden bizleri haberdar etmenizi hassaten rica ve niyaz eylerim.

Hizmet-i mebrukeleriyle her gün müşerref olmak saadetine nailiyet esnasında, Huzur-ı Cenab-ı Pir’de bu abd ü ahkar ve kemterlerinin tazimat ve tekrimatını lütfen arz edesin. Allah o bab-ı saadetten cümlemizi ayırmasın. Galata Mevlevihanesi son şeyhi Ahmet Celaleddin Dede Efendi merhumun

Ey kân-ı cevher-i sehâ Mevlâna

Ser-çeşme-i ihsân-ı a’tâ Mevlâna

Âb-ı kereminle beni sîrâb eyle

Ey menba-ı pür-feyz ve safâ Mevlâna 1

rubaisini de okursunuz.

Ney nâle edip haber verir Mevlâna’dan

Bu râzı duyan geçer (menn) ile (ma’)dan  2

Her ikinizin hasretle ellerinizi öperim. Raşit’in yanaklarını öperim. Cümleten Allah’a emanet…3

el-fakir-i bende-i Mevlâna

İmza 

(Yeni yazıyla: Halil Can)

 

1 Günümüz Türkçesiyle: Ey görkemli mücevher kaynağı, bağış lütfünün baş çeşmesi Mevlâna… Ululuk/iyilik suyunla beni suya kandır; ey baştanbaşa manevi haz ve mutluluk kaynağı olan Mevlâna…

2 Günümüz Türkçesiyle: “Ney inleyerek Mevlâna’dan haber verir; bu sırları duyan (gökten indirilen) kudret helvası ile sudan vazgeçer.”

3 Kâğıdın katlanma yerine geldiğinden iki kelimelik ibare silikleşmiş, bu sebeple de okunamamıştır.

-
75