Önemli: Kıymetli ziyaretçimiz, Asitane Mevlevi Kültür Dergisi, 2010 yılında internet ortamında 9 sayı yayınlandı. Buradaki niyetimiz basılı olarak yayınlamaya bir ön hazılıktı. Şartlar nedeniyle bunu yapamadık ama yapabileceğimizi öğrenmiş olduk.
         İnşaallah, ilerki zamanlarda Asitane Mevlevi Kültür Dergisi kaldığı yerden devam eder.

Okumak için buyrunuz lütfen

 

Aziz dostlar,

Îd-ul fıtr ile orucumuzu açtık, helâlleştik de geçtik şehr-i Ramazandan. Kamu âlemin hakikat nûruyla ziyâlandığı mübârek oruç ay’ının feyzi ve bereketiyle şevval’e göç eyledik. Yüce Mevlâmız yolundan ayırmasın Gayret bizden, tevfik Allah’tandır diyerek sefer-i ahirete bir dem daha yol eyledik. İrfan sahipleri bilirler ki yolcunun yoldaşı âmelidir. Bu seyr-ü seferde gönül süveydası’nın kandilini daim uyanık tutmak ve terakki edebilmek için ilm-i naîf (faydalı ilim)çerâğına ihtiyaç vardır. Nitekim şems’i ardına alanın kendi gölgesi yolunu karartır. Kalb-i pâk-i Muhammedîye inen Hz. Kur’ân’ın ilk âyeti lâfzı mutlak “Ikra Bismi Rabbike” derûnundaki hikmeti gönle indirip bu emr-i ilâhînin sırrıyla çerâğı elinde tutanın, bir fatiha uzunluğundaki şu kısa ömrü kıssa-ı ömr eyleyip El Âlîm elinden cümle eşyayı, künhü yani aslıyla ve aslından okuyanın, işittiği her sedâ’da sırr-ı Sübhân duyan ve dinleyenin, gözün ile görüp vech-i Rahmân’a bakanın , gönül ve aklını “ilm-i nâfî” ile rızıklandıranın ise gölgesi ardından gelir. O yol ki aramaya değil, varmaya yoldur. “Cenâb-ı Hak hepimizi, ilmini irfan ile kanatlandırıp mârifetullâh semâlarına yükselerek ebedî mîrâca vâsıl olan bahtiyarlardan eylesin… ”

Mevlâna hazretleri ve daha nice sâlih Hak dostları ma-sâdak olarak faydasız ilim’den, kalbi ve aklı israfa düşürmekten Allah’a sığınıp, takvâ ve hakikat yolunda hizmeti âmel eylemişlerdir. Hazreti Pîr, Mesnevî-i şerîflerinin başında gönlü temiz ve rakîk olanlardan ve hakîkate âşinâ olanlardan başkalarının Mesnevî´ye dokunmalarına müsâade olmadığını, sözlerini yanlış anlayıp aktaran kimselerden de bîzâr olduklarını buyururlar. Bilenle bilmeyen bir olur mu hiç? Sûret kabuğunun içi mânâ tohumuyla doludur. Aslına talib olmayana âtıldır.

İste Allah yolunda çerâğ olmuş, Hazreti Kur’ân bendesi, Muhammed Muhtâr -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yolunun toprağı Cenâb-ı Pîr-i Dest-gir-i Mevlâna Muhammed Celâleddin-i Rumi Kaddesallahu sırrahü’s-sâmi Hazretlerinin cihana teşriflerinin sekizyüzikinci sene-i devriyesini kutlayacağımız yine kutlu bir arefe’nin eşiğinde bizlere bir hakikat kılavuzu, hidâyet rehberi olarak bıraktıkları Mesnevî-i Manevî’nin “Bişnev” dinle nasihatine riâyet ederek, ilim ve irfân konusunda sözü olanların sofrasından, fikre yol olsun deyu azık talep eyledik. İrşâd ömürlerini keyfiyet-i zikri hayalata kapılmadan, lâfz-ı sûrette kalmadan îmânı aşkla yaşayarak, vecd ve istiğrak ile doldurmuş, Yaradan’ın sıfat tecellileriyle meydana gelmiş olan kâinatın hikmetini ilim ve âmel bütünlüğü içinde kalbe indirmiş ve hatmeylemiş Mevlâna Hazretlerinin aziz ruhâniyetinden istimdât ile , Cenâb-ı Hakk’tan ilmimizi arttırmasını,gönül çerâğımız daim ruşen kılmasını ve istikâmetten ayırmamasını niyâz ederiz. Ateş-i aşkınız ve ilminiz ziyade ola efendim.

La maksûde illa Hû

 

-
39